MAYISHAZIRAN2023 Dr. Zeki Hozer
Yapısal reformlar
Yapısal reformlar Nihayetinde, Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek'in beyanları ile uzun süredir başta ünlü ekonomistler olmak üzere çoğu uzmanın dile getirdiği yapısal reformlar manzumesi, konu ile ilgili en üst resmi makamca da ifade edildi. Gelinen nokta, bu aksiyonları almaksızın sürdürülebilirliğin kalmadığı bir aşama! Çünkü ekonomik çarkların optimum seviyede dönmesi, üretkenliğin ve istihdamın artması artık yeniden yapılanmaya bağlı. Bu sayede fiyat istikrarı sağlanacak, ekonomi güçlenecek ve toplumsal refah ortaya çıkacak. Elbette, orta ve uzun bir vadede... 20 mart 2021'de Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın görevden alınması ile ekonomi türbülansa girmişti. Ağbal, görev süresi içinde, öngörülebilir ve şeffaf bir para politika çerçevesi ortaya koyarak bankanın güvenilirliğini yeniden inşa etmişti. TÜFE %15'ler seviyesinde iken politika faizini de %17'lerde tutmuştu. Enflasyon, yüzde 15,61, Dolar 8,57 TL idi! Ağbal, para ve kura yönelik politikalarında sıkılaşma ve enflasyonla mücadeleyi öncelemişti. Ancak seçimlerin yaklaştığı düzlemde rasyonel politikalara izin verilmedi ve hep beraber yaşadığımız sorunların içine itildik. Gelinen noktada TÜİK olmasa bile ENAG gibi kurumların yüzde 108,58 yıllık enflasyonları tespit ettiği, doların 26 TL'leri geçtiği, rezervlerin negatife döndüğü, CDS priminin zirve yaptığı, işsizliğin iki hanelerde seyrettiği bir 'kriz ekonomisi' ile karşı karşıyayız. Burada; pandemi, küresel resesyon, Ukrayna-Rusya Savaşı ve deprem gibi global zorluklar ve jeopolitik gerginlik eksenindeki konjuktürel değişkenlerin payı dile getirilebilse de asıl etkenin uygulanan yanlış politikalar olduğu mutlak bir gerçek. Bizzat, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, görevi devraldığı eski bakan Nurettin Nebati'nin yanında, bu politikaları 'irrasyonel' olarak niteledi yani akla ve bilime aykırı! Merak edenler için 5 haziran 2023 tarihindeki bu konuşmayı nakledelim: "Şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır. Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeceği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır." Sonuç olarak, Bakan Şimşek; kuralsız, öngörülemez, rasyonel zeminde olmayan bir ekonomi devraldı. Şimdi de yapısal reformları yapmak arzusunu beyan etti. Yapılması gereken, mali ve ekonomik eksenli uygulama ve politikalar, herkesin bildiği ayrıntılar. Orta vadeli bir program ile makro-finansal istikrar sağlanarak sürdürülebilir yükseklikte bir büyüme temini için mali disipline gidilmesi, akabinde de tek haneli bir enflasyon hedefinden ayrılmadan cari açığın azaltılması kısaca belirtilebilecek hususlar. Zaten, bugünlerde Resmi Gazetede yayınlanan vergi oranları ve harçlardaki oran artışına bağlı kararlar, bu manzumeden politikalar olarak uygulama alanına girdi. Ancak sık olarak dile getirilmese de yapısal reformun mali ve ekonomik tedbirleri aşan bir doğası var. Her şey enflasyonu ve faizleri düşürmekle halledilemiyor maalesef! Demokrasi, hukukun üstünlüğü, evrensel hukuk kurallarının uygulanması gibi başlıklar var. Ekonomik sorunlar, ekonomi dışı siyasi ve sosyolojik hatta beklenti ve algı dahil psikolojik nedenlerin yaratacağı risklerin de tamamen ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Yapısal reformlar ile bir toplumu radikal bir şekilde bir değişime tabii tutmak amaçlanır. Sonuçta ekonomi, tarımdan endüstriye köklü bir dönüşüme tabii olurken toplum da sosyal güvenlikten yargı ve eğitime kadar her alanda yeni bir yaşam biçimi ve anlayışına geçer. Bunu sağlamanın da ekonomik önlemler dışında iki ayağı var: Sosyal ve siyasi reformlar! Eklektik eğitim sistemimizin revize edilmesi, YÖK'ün lağvedilmesi, Üniversite reformu ya da siyasal etkilerden ari bir adalet sisteminin tesisi nispeten yapılması daha kolay sosyal reformlar olarak görülebilir. Ancak, demokrasi ile birlikte kişisel haklar ve düşünce özgürlüklerin Kıta Avrupası standartlarında uygulandığı, kuvvetler ayrımının yani yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirine üstünlüğünün olmadığı ve birbirlerini denetlediği yapıda anayasa değişikliklerinin hayata geçirilebilmesi ve hatta halihazırdaki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin revize edilebilmesi, hiç de kolay olmayan politik irade olarak karşımızda durmakta... Sanırım herkesin dile getirmesine rağmen, radikal reformların neden yapılamadığını ortaya koyabildik! Ancak gelinen noktada, bunları yapmak dışında da bir seçenek yok!